Ana Sayfa » Uzman » ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ

Çocukların doğumu ile birlikte, anne babalar ve diğer aile üyeleri çocuk ile ilgili yorumlar yapmaya başlarlar. Ağzı annesine benziyor, burnu babasına benziyor, sanki bana güldü, bu çocuk çok zeki olacak gibi yorumların ardı arkası kesilmez.

Çocuk büyüdükçe, bu yorumlar da şekil değiştirerek devam eder. Çocuğun edindiği her yeni beceri aile üyelerini mutlu eder. Sanki bu beceri başka çocuklarda yokmuş, ilk kez kendi çocuklarında ortaya çıkmış gibi çok sevinirler.

Özellikle çocuğun konuşmaya başlaması ile birlikte, çocuk ve onun gelişimi ile ilgili yorumlar tarz değiştirerek devam eder. Kullandığı kelimeler, cümleler, insanlarla konuşma tarzı gibi öğeler onun zekası ile ilgili tespitte bulunmak için belirleyiciymiş gibi görünmeye başlar.

Hele bir de etraftan gelen yorumlar da buna eklenince, çocuğun zekasını ölçmek adına testler yaptırma isteği doğmaya başlar ailede.

İşte bu süreçten sonra çocuk için zor ve sıkıcı zamanlar başlar. Çocuk önce zeka testine tabi tutulur, o yetmez sonucu tasdiklemek adına başka bir yerde başka bir teste sokulur. Bu sırada farkında olmadan çocuğa “Üstün Yetenekli” etiketi yapıştırılmıştır. Çocuk bu etiket ile nasıl başa çıkacağını bilmeden yaşamaya devam eder.

Peki bir çocuğun üstün yetenekli olduğu nasıl tespit edilir ve bu ne anlama gelir?

Bir çocuğa zeka testi yapılabilmesi için, 6 yaşını doldurması gerekmektedir. Zeka testi, yaklaşık 1,5-2 saat sürer. Bu süre 6 yaşındaki çocuklar için bile fazlayken, daha küçük yaşlardaki çocuklar için onların performansını zorlayacak ve test sonucunu olumsuz etkileyecek bir süredir.

Zeka testi sonrasında, çocuğun zeka puanı yaşıtlarına oranla fazla çıkarsa, bu durumda anne babanın dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır.

  • Çocuğu etiketlememek gerekir
  • Zeka puanı yüksek çıksa da o bir çocuk ve ona çocuk gibi davranmak, ondan çocuk gibi şeyler beklemek gerekir
  • Diğer çocuklardan ayrışmasını istememek gerekir
  • Zeki olmak, her alanda başarılı olma durumu olmadığı için, daha az başarılı olduğu alanlar mutlaka olacaktır. Bu alanlarda da diğerlerin gibi başarılı olması yönünde zorlanmamalıdır
  • Çocuğun yanında “Çok zeki, süper zeka çıktı” gibi ifadeler kullanmamak gerekir. Çocuklar bu ve bunun gibi ifadeler ile baş çıkamazlar, doğru şekilde yorumlayıp, doğru şekilde kullanamazlar. Bu da onların sosyal ilişkileri başta olmak üzere, yaşamlarını olumsuz etkileyebilir.
  • Kardeşler arası kıyaslama yapmamak gerekir. “Abisinden daha zeki” gibi bir ifadeyi duyan abi, kardeşine ve anne babasına karşı öfkelenecek, bu öfkesi hem çocuğa hem de onlara zarar verecektir.

Çocuğu üstün yetenekli olan anne babalar, bunu ilk öğrendiklerinde müthiş bir mutluluk duyarlar. İlk etapta sadece olayın akademik yönü ile ilgilenirler. Çocuğun güzel bir okul başarısı olması, gelecekte iyi bir işinin olması, çevrede “Zeki” olarak adlandırılacak olması onları sevindirir.

Bir süre sonra çocuklarıyla sorunlar yaşamaya başladıklarında, bu sevinç kaygıya dönmeye başlar. Aslında çocuklarına yetemediklerini, çocuklarının akademik olarak başarılı olmaları ama sosyal ilişkilerde sıkıntı yaşamaları onları üzmeye başlar.

Yaşadığı sorunlar karşısında, çözüm bulamamak, arkadaş ilişkilerinde sıkıntılar yaşamak, lider olmak isterken arkadaşsız kalmak, adalet duygusuna engel olamayıp haksızlıklar adına mücadele ederken, farkında olmadan yalnız kalmak bu çocukların yaşadığı en önemli sosyal sorunların başında gelir.

Akşam çocuk eve gelip de “Bugün de kimse benimle oynamadı” dediğinde anne baba çocuğunun matematik dersinde sınıfın en yüksek not alan öğrencisi olmasına sevinemez.

İşte bu yüzden üstün yetenekli çocuk olmak ve üstün yetenekli bir çocuğa sahip anne baba olmak dışarıdan göründüğü gibi çok keyifli bir durum olmayabilir.

Önemli olan çocuğun üzerine yapıştırılan etiket değildir. Bir çocuk “İyi top oynuyor, onunla oyun oynamak çok zevkli” gibi ifadeleri duymaktan hoşlanır arkadaşlarından. “Üstün yetenekli, zeki, deha” gibi ifadeler çocuklar arasında o kadar da önemli değildir. Bu ifadeler biz yetişkinlerin hayatında daha önemli.

Çocuğunuz fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı ise, sağlıklı bir gelişimi varsa, mutlu bir aile ortamında büyüyor, seviyor ve seviliyorsa bundan daha iyi bir “Üstünlük” olamaz…

Uzm. Emine Ergün

Çocuk Gelişimi ve Uzmanı Aile Danışmanı

www.emineergun.com.tr

Yazar: DilhanAydin