Ana Sayfa » UZMAN GÖRÜŞÜ » ANAOKULLARINDA ORYANTASYON SÜRECİ VE BERLİN MODELİ

ANAOKULLARINDA ORYANTASYON SÜRECİ VE BERLİN MODELİ

 

Anaokullarında Oryantasyon Süreci ve Berlin Modeli

 

Oryantasyon,  yönlendirme, yön verme ve kılavuzluk etme gibi anlamlar içermektedir.  Bulunduğun yere uyumun sağlanması için yön veren ve kılavuzluk eden kişinin çok iyi bir anlatıcı ve uygulatıcı olması gerekir.

Okullarda çocuklar için  ve iş yerlerinde yetişkinler için kullanılan oryantasyon programları başarı ile sonuçlanmakta ve her geçen gün önemini ve gelişimini sürdürmektedir.

Okullarda Oryantasyon Uygulamalarındaki Bilinç Düzeyi

Okulların yeni eğitim dönemine başlamasıyla birlikte, oryantasyon uygulamaları destekleyici projeler olarak kullanılmaktadır.

Kurumlar arası uygulamalar, zaman, uygulanan kişi sayısı, ve yetkinlik gibi faktörlerle değişime uğramakta ve birbirinden çok farklı oryantasyon uygulamaları ortaya çıkmaktadır.

Bu farklılık başarı oranını etkilemektedir.  Belli bir standartlaştırma  yapılamaması  “bireysel kişilik farklılıkları” değerlendirmesi ile geçiştirilmektedir.

Oysa yanlış uygulamaların önüne geçmek adına belli bir yaklaşımın benimsenmesi ve onun üzerinden bireysel farklılıkların değerlendirilmesi gerekmektedir.

Okullar kullandıkları eğitim modelleri, benimsedikleri kurumsal yaklaşımlarla, uyum programları düzenlemekte ve belli satış teknikleriyle  bu programlar konusunda velileri bilgilendirmektedir.

Çocuğu için okul seçerken  uyum süreçleri hakkında değişik bir çok yaklaşımı (doğru uygulanan ya da uygulanmayan) duyan velinin karar verme süreci daha da karmaşıklaşmaktadır.

Çocuklar aileden oluşan en küçük topluluk biriminden “sosyal çevre” kavramıyla ilk defa  tanışacağı  “okul” ortamına  hayatsal gerçek bir yüzleşme ile girerler.

Kelimesel zıtlıklar  (kolay-zor) oluşturan bu gerçek için “hazır” olmak bu sürecin birinci koşuludur.

Hazır olmayan ebeveyn hazır olamayan çocuk anlamına gelir. Karar vermek ve bilme düzeyini istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda en iyi seviyeye çıkarmak ailenin temel görevidir.

Aile için gereken şartlar tamamlandıktan sonra seçilen okulun yaklaşımları sağlıklı ilerlemenin seyrini belirleyecektir.

Oryantasyon uygulamaları,  okullarda son yıllarda hızlı bir gelişim göstermektedir. Bu hız bilme düzeyini derinlikten ziyade yüzeyselleştirmektedir.

Oryantasyon çalışmaları konusudaki kaynak sıkıntısı da tartışılabilirlik ve geliştirilebilirlik oranını düşürmektedir.

Ailelerin değerlendirme çabaları ve karar verme yaklaşımları bu şartlar altında daha da zorlaşmaktadır.

 

Berlin Modeli

Anaokullarında oryantasyon çalışmalarına ışık tutan ve yön veren  Almanya’da ki bilimsel çalışmalar sonucunda oluşturulmuş “Berlin Modeli” (Laewen, Andres-Hedevari,2003)uygulamalarda  başarılı sonuçlar veren bir yaklaşımdır.

Bu model temelini psikolojideki bağlanma teorisinden (Attachment Theory, John Bowlby, 1969)  alır. Sağlıklı ve güvenli bağlanmanın  ilk evresinin gerçekleşmesini ayrıca çocuğun ailesi tarafından terk edildiği endişesini, korkusunu yaşamamasını sağlar.

 

Beş Günlük Macera

Birinci Gün

Berlin modeli;üç aşamadan oluşmaktadır. Temel evre, başlangıç aşamasıdır.  Bu evrede çocuk okul kavramıyla ve öğretmeniyle tanışır.

Bu tanışma sırasında güvendiği ebeveyni yanındadır.  Çocuk istemediği sürece de yanından ayrılmamaktadır.

Öğretmen çocukla tanıştıktan sonra onunla oyunlar oynamak için tekliflerde bulunmaktadır. Çocuk kendi rızası ile okul içerisinde oyunlara yönlenmekte ve ihtiyaç duyduğu her anda ailesinin yanına dönmektedir.

Bir süre sonra güven duygusu sağlıklı tepkiler vermekte ve biraz daha uzaklaşabilmekte döndüğünde ebeveynini tekrar görmek sağlıklı tepkileri  pekiştirmektedir.

Ilk gün bir saat bu şekilde öğretmeniyle vakit geçirdikten sonra, ailesiyle birlikte eve dönmek çocukta pozitif duyguların yeşermesini sağlamaktadır.

Bir sonra ki gün deneyimlediği bir günü tekrar yaşamak çocuğun daha rahat hareket etmesini sağlayacak ve biraz daha sürenin uzaması çocuğu rahatsız etmeyecektir.

Zaman kavramı henüz gelişmemiş olan çocuk için bir saat, iki saat bir anlam ifade etmemektedir. Bu bilgi sadece aile için bir anlam taşıyacaktır.

Çocuk biraz da arabalarla oynayalım mı?  resim yapalım mı? gibi söylemlere dikkat edecek ve ilgisi doğrultusunda hareket edecektir.

 

İkinci Gün

2 saat kalmak hedeflenir.  Aile pasif bir katılımla varlığını sürdürmektedir.

Çocuk endişe duymadan alışma sürecini yaşamaya devam etmektedir.

Ilk güne nazaran öğretmeni ile daha yakın ilişki kuran çocuk artık okuldaki diğer bireylerden öğretmenini farklı tutmaya başlamıştır.  Diğerleri yabancı, öğretmeni tanıdığı kişidir.

Üçüncü Gün

Ailesiyle birlikte gelen çocuk artık öğretmeninin yanında okulun bir çok yerine gidebilmektedir. Okulun kendisi için güvenli bir yer olduğunun farkındadır.

Çocuk diğer çocuklarla oynamak için zorlanmaz, isterse katılması için destek olunur, kuralları kendisinin belirlediğini bilmek çocuğa kendisini iyi hissettirdiği için  rahat bir yaklaşım sergilemektedir.

Üçüncü gün iki saatle üç saat arasında okulda kalan çocuk yine ailesiyle birlikte eve dönmektedir.

Berlin Modeline göre teoride on gün süren alışma süreci uygulamada bazı sınırlamalarla karşı karşıyadır.

Çalışan anne ve babanın işlerine engel olma ve zora sokma gibi nedenlerle gün sınırlamalarına gidilmiş ve beş günle de başarılı sonuçlar alınmıştır.

Küçük yaş gruplarında, çocuğun ihtiyacına göre on güne tekrar çıkılabilmektedir.

Dördüncü Gün

Ikinci evre olan, sağlamlaştırmave ayrılma evresinde,  öğretmen ve çocuk arasında artık bir bağ oluşmuştur.

Dördüncü güne gelen çocuk artık aileden daha uzun sürelerle ayrılabilmektedir.

Çocuk rızası alınarak öğretmeni ile birlikte yemek yemeyi deneyebilir.

Aile kısa süreli de olsa okuldan ayrılıp geri dönebilir. Ailesinin kısa süreli okuldan ayrılması yine çocuğun rısası ile olur. (çocuklar, annen arabada çantasını unutmuş alıp hemen gelecek, evde süt bitmiş marketten süt alıp gelecek, annen gelene kadar biz oyun oynayalım gibi rahatlatıcı söylemlere genelde evet diye cevap vermektedirler) kısa süreli ayrılığıda deneyimleyen çocuk kendisini iyi hissetmekte ve güven duygusu güçlü temellere oturmaktadır.

Dördüncü günde birlikte eve dönen çocuk artık yeni deneyimlere hazırlanır.

Beşinci Gün

Üçüncü evre olan bitiş evresinde, çocuğun aileden uzun süreli ilk ayrılışı için deneme yapılır.  Aile olasılıklar dikkate alınarak, telefonla arandığında kolaylıkla gelebilecek durumda olması için bilgilendirilir.

Çocuk öğretmeniyle birlikte bir gün geçirir. Çocuğun tepkileri oryantasyon sürecinin uzamasını ya da sonlandırılmasını belirleyecektir.

Sonlandırma aşamasında öğretmen hep çocuğun beklentileri doğrultusunda konuşmaktadır. Süreci başından sonuna kadar izleyen aile de artık kendini daha iyi hissetmektedir.

Güven temelli bu yaklaşımla anaokuluna alışma süreci değişim gösterecek, zamanla bütün kurumlar bu bilinçle hareket eder hale gelecektir.

Bu Senin Hikayen..

Berlin modeli uygulanırken, yaş grubu ve bireysel farklar gözönunde bulundurulmalıdır.

Her çocuğun kendine ait bir oryantasyon hikayesi vardır ve bir başkasının hikayesi sizinki ile aynı değildir. Karşılaştırma yapmak uygun olmayacaktır.

Hikayeler farklılık gösterse de sonuç hep aynı olacaktır. Çocuk okula sağlıklı yollarla mutlu bir şekilde alışacaktır.

Son Olarak..

Çocuk toplumun bir bireyi olarak bağımsız hareket etmeye güven dolu bir çalışma ile başlamıştır.

Sosyal çevreye uyum artık gerçekleşmiştir.

Kendi tercihleriyle var olduğu bu ortam çocuk için yeni tercih ve kararlarla bir yetişkin olana kadar ona eşlik edecek özgüveni vermiştir.

İkinci Eğitim döneminde, eğitmenlere, çocuklarımıza ve ailelerine başarılar diliyorum.

 

SERAP ŞAHİN

Okul Öncesi Eğitmeni

Uzman Aile Danışmanı

Yazar: DilhanAydin